Şanlıurfa'da doktorun verdiği yanlış ilaç sonucu engelli olan Sevil Sancar, mücadelesinden hiçbir zaman vazgeçmedi.

Türk İşaret Dili (TİD) Eğitmeni ve Bilirkişi TİD Tercümanı Sevil Sancar, Şanlıurfa'nın başarılı kadınlarından biri.

31 yaşındaki Sancar'ın başarısı ve örnek hayatı ise engelli olmasına rağmen yürüttüğü mücadeleden geliyor. 2 üniversite bitiren 3 meslek sahibi Sancar'ın başarıya giden hikayesi ise lise döneminde başladı.

BİR ANDA TÜM SESLER KESİLDİ

Engelli doğmamıştı Sancar ancak lise 2'ye giderken doktorun verdiği yanlış ilaç sonrası işitme kaybı yaşadı. Önce tek kulakta başlayan işitme kaybı, daha sonra diğer kulağın da işlevini yitirmesine sebep oldu. Sancar'ın hayatında sesler bir anda gitti. Annesini, babasını, çocukların gülüşlerini, o çok sevdiği rüzgarın sesini birden duymamaya başladı.

Sancar için sonradan engelli olmanın yaşattığı travmayı atlatmak hiç kolay olmayacaktı. Okula gidiyordu. En büyük desteği arkadaşlarından beklerken bir gün tuvalette  sınıftaki kız arkadaşları tarafından darp edildi. Sürekli sözlü hakarete maruz kaldı ve o günleri atlaması da kolay olmadı.

“KIZ ARKADAŞLARIM BENİ DARP ETTİ”

Sancar, yaşadığı o zor günleri şu sözlerle anlattı:

“Çok zorluklar yaşadım. Sağ kulağım tamamen işlevini yitirdi, sol kulağımdan da bir dönem işitme cihazı kullandım. Daha sonra ölü hücreler diğer tarafa bulaşınca her iki kulağımda da işitme kaybı oldu. Lisede sıra arkadaşlarım, sınıfımdaki kız arkadaşlarım hepsi yüz çevirdi bana. Kadın kadının düşmanıdır derler ya o misal, kız arkadaşlarımın tam aksine erkek öğrencilerin destekleriyle, savunmalarıyla, bana sahip çıkmalarıyla derslerde başarı gösterdim. Çok zorluklar yaşadım. Hatta bir keresinde lavaboya gelip, sınıfımdaki kız arkadaşlar beni darp ettiler. Tek suçum ise işitme engelli olmak. Ben adam mı öldürdüm? Allah işitme engelli duyumu verdi, sonra aldı. İnsanların engelli bir bireye destek olması lazım ama köstek olunuyor. Lisede o kadar zorluklar yaşadım ki ama çok şükür zamanla alıştım.”

“DUYMADAN ÜNİVERSİTEYE GİTTİM”

Sancar, tüm fiziksel ve sözlü şiddete rağmen kararlı bir şekilde üniversiteye gitmek için direndi ve başarısının mimarı olarak tanımladığı 'dudak okuma' özelliğini keşfetti. Ailesi ve öğretmenlerinin desteğiyle liseyi bitiren Sancar, kendi imkanlarıyla hazırlandığı sınav sonucu Eskişehir Anadolu Üniversitesi Bilgisayar Bölümü'nü kazandı.

Sancar'ın işaret diliyle de tanışması da bu döneme denk geldi. 2 arkadaşından etkilendiğini anlatan Sancar, “İletişim problemleri yaşadım. Soru soruyorlar, duymuyorsun, konuşmak da istemiyorsun. 13 sene hiç duymadım, işitme kaybım nedeniyle üniversiteye gidemedim. Kayseri'ye ablamın yanına gittim ve 5 yıl kuaförlük eğitimi aldım. Daha sonra hazırlandığım sınav ile duymadan üniversiteye gittim. Sonra ister istemez işaret diline yöneldim. Üniversitede 2 işitme engelli arkadaşım vardı. Onları görüyordum, ben neden işitme dilini öğrenmiyorum onlara yardımcı olmak için dedim. Daha sonra işitme engelli arkadaşım Hilal, öğretmenim oldu. İşaret dilini öğrendikten sonra eğitim için belgeler aldım. Belgeleri de aldıktan sonra eğitmenlik hayatım başlamış oldu. Öğretmen olmayı, bir eğitimci olmayı çok istiyordum. Ben şu anda öğrencilerime, çevreme bilgimi paylaşıyorum. Bilgi paylaşıldıkça çoğalır, bilgi çoğaldıkça da mutluluk oluşur. Benim için bilgiyi paylaşmak bir mutluluk” dedi.

Tam 13 yıl boyunca kendi sesine dahi hasret kalan Sancar'ın hayatında 2013 yılında yeni bir perde aralandı. İzmir'de Coclear İmplant ameliyatı olup, yeniden işitmeye başladı. Her iki kulağına da cihaz takılan Sancar, duymaya başladı ancak meslek hayatında sorunlar peşini bırakmadı.

“SEN ENGELLİSİN, BİLİRKİŞİ OLAMAZSIN DEDİLER”

2017 yılında bilirkişi olmak için başvuru yapan Sancar'a “Sen işitme engellisin, senin başvurun olmamalı” dendi ve hakkında şikayet dilekçeleri yazıldı. Tüm bunlara rağmen pes etmediğini dile getiren Sancar “Beni başsavcı kabul etmiş, yeminli törene çağırmış, orada destek olunması gerekirken üstüme yüründü. Üstelik birkaç yere, 'Bu kız işitme engelli, bilirkişi olamaz' diye şikayetlerde bulundu. Bir engelliyi ezmeye çalışmak, önüne taş koymak, destek olmak yerine neden köstek olunuyor? Bunlara rağmen ben pes etmedim. Ailemin de desteği, sevdiklerimin desteği ile düşe kalka, düşe kalka başarılı bir şekilde eğitmenliğime devam ediyorum. Çünkü, işaret dili ben de bir aşk” ifadelerini kullandı.

ENGELLERE RAĞMEN; 3 İŞ, 2 ÜNİVERSİTE

Şuan halk eğitime bağlı gençlik merkezlerinde hafta sonları ders veren aynı zamanda bilirkişi olan Sancar, hafta içi de BELSAN A.Ş. İnsan Kaynakları Departmanı'nda çalışıyor.

Eğitim hayatına da Açık Öğretim Sosyoloji Bölümüyle devam eden Sancar, mezun olmasına sadece 1 yıl kaldığını aktardı.

“SAVAŞARAK MÜCADELE EDELİM”

“Engellisin yapamazsın, kadınsın yapamazsın” diyenlere karşı geçtiğimiz günlerde kanserden hayatını kaybeden ve kansere karşı verdiği mücadele ile tanınan Neslican Tay'ı örnek veren Sancar, engelli kadınlara şu sözlerle çağrıda bulundu:

“Benim gibi sonradan ya da doğuştan işitme engeli olan kadınlara söylemek istediğim şu:

3 kez kanseri yenip, 4'üncüsün de savaşarak vefat eden Neslican Tay. Ben onun dediğini söylüyorum. Savaşarak mücadele etmek lazım. İşitme engelli olduğumuz için insanların bizi ezmesine, önümüze taş koymasına engel olmalıyız. Kadın olarak toplumda empoze edilmiş şu var. Kadındır yapamaz, işitme engelli kadındır yapamaz. Neslican Tay ne yaptı? Mücadelesi ile hayata veda etti. Bizim de bunu yapmamız lazım.

“ASLA PES ETMEYECEĞİM”

Henüz yapmak istediklerim de var. Belki yolun yarısındayım, belki başındayım ama asla pes etmeyeceğim, başarmaya devam edeceğim. Gerçekleştirmek istediğim hayallerim, hedeflerim var. Bunları tek tek başaracağım inşallah."

Özlem DİKMEN-ÖZEL HABER/BİHA